Kongo devleti tarihi

TARİH

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin bugün varlığını sürdürdüğü toprakların ilk yerlilerini günümüzde sadece çok küçük bir alanda yaşamlarını sürdüren Pigmeler oluşturmaktaydı. Yüzlerce yıl buralara geln Bantu halkları zaman içerisinde bu bölgede etkili topluluklar oluşturdular ve Pigmeleri dar bir alana sürdüler. Kongo Krallığı da bu toplulukların örgütlenmesi sonucu 14 yüzyılda Afrika' daki en etkili devlet olarak ortaya çıkmıştır. 15.yy'da bölgeye ilk gelen Avrupalılar olan Portekizliler, Kongo nehrinin Atlas Okyanusu'na döküldüğü noktada keşifler yapmış, 1491 yılında ise ilk defa Kongo İmparatorluğu ile diplomatik ilişki kurmuşlardır. Bu dönemde gerçekleştirilen karşılıklı ziyaretler ile daha da geliştirilen diplomatik ilişkiler, Kongo kralının dinini Hristiyan katolik olarak değiştirmesine varacak kadar ilerletilmiştir. Yeni Çağ ile birlikte Amerika'daki kolonilere köle gönderen ülkelerden biri konumuna gelen Kongo Krallığı, bu sayede refah seviyesini yükselterek oluşan yeni zengin üst tabaka topluluk ile birlikte Afrika kıyılarında yeni liman şehirleri kurmuşlardır. 16.yy ile birlikte krallıkta başlayan çözülme ve çöküş, 17.yy'da özellikle Portekiz hakimiyetinin bölgede kaybolması ile birlikte zirveye ulaşmış, köle tüccarlarının ve Portekiz sonrası bölgeye hakim olmaya çalışan Hollanda ve Birleşik Krallığın da çökmüş olan ülkeyi sömürüp, yağmalaması neticesinde tamamen ortadan kaldırılmıştır. 18.yy başlarında da Kongo bölgesinde kurulu birçok ülke de aynı şekilde ortadan kaldırılmış, 1866 yılında da son Portekizliler bölgeden ayrılmıştır.

Belçika Kralı II. Leopold koloni imparatorluğu kurma hayallerini 1885 yılında Kongo bölgesinin geleceği ile ilgili olarak gerçekleştirilen Berlin Konferansında gerçekleştirmiştir. Kongo' nun kendisine özel mülkü olarak kullanımına verilmesine onay alarak kolonileşme tarihinde ilk ve tek olacak şekilde uluslararası hukuka aykırı bir şekilde bir bölgenin bir şahsın özel mülkü olarak ilan edilmesini sağlamıştır. Koloni tarihinde kolonileştirilen tüm bölgeler bir ülke tarafından yönetilip, idare edilirken Kongo bölgesi yaşayan tüm insanları ile birlikte şahsın özel idaresine bırakılmış, bölge insanı ekonomik çıkarlar doğrultusunda özellikle kauçuk elde ediniminde zalim yöntemlerle kullanılmış, idarelerine uygun hareket etmeyenler ağır cezalara çarptırılmış ve öldürülmüştür. Yaşanan bu olumsuzluklar tüm dünyada karmaşaya ve öfkeye neden olmuş, II.Léopold gelen yoğun tepkiler neticesinde 1908 yılında Kongo'nun idaresini 'normal' koloni olarak Belçika devletine bırakmak zorunda kalmıştır. Her ne kadar bölgenin idaresi bir ülkenin yönetimine bırakılmış olsa da, bölge insanını yaşadığı sıkıntılar ve olumsuzluklar da büyük oranda bir düzelme gerçekleşmemiş, bölge yağmalanmaya devam edilmiş, Kongolular otoriter koloni sahibi Belçika devleti tarafından acımasız yöntemler ile kullanılmaya devam edilmiştir. Kongo, dünya çapında gelişen kolonilerin bağımsızlık taleplerine uygun hareket ederek bağımsızlık söylemlerini güçlendirmiş ve ülkenin geleceğinin Kongolular tarafından tayin edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başkent Kinshasa' da gerçekleştirilen ilk çatışmalar ve diğer devletlerin baskıları neticesinde Belçika 1959 yılında ani bir şekilde bölgeden çekilerek bölgede karmaşık bir yapıyı geride bırakmıştır. 30 Haziran 1960 tarihinde Kongo Cumhuriyeti adı altında bağımsızlığını ilan eden ülkede, ABAKO (Alliance des Bakongo) lideri Joseph Kasavubu ülkenin ilk devlet başkanlığına, Pan-Afrikanizm yanlısı ve bağımsızlık mücadelesinin önde gelen isimlerinden olan Patrice Lumumba ise yeni ülkenin ilk başbakanlık makamına getirilmiştir. Ancak bu yönetim Belçika, ABD, ve SSCB' nin kendi menfaatleri doğrultusundaki müdahaleleri sebebiyle uzun ömürlü olamamış, Lumumba asker tarafından görevinden alınarak tutuklanmıştır. Her ne kadar tutuklanmasından itibaren kısa bir süre kurtularak kaçmayı başarsa da, tekrar yakalanarak rakibi ve ayrılıkçı Katanga bölgesinin lideri Moise Tshombe' ye teslim edilmiş ve daha sonra da Tshombé'nin silahlı güçleri tarafından öldürülmüştür. Lumumba'nın öldürülmesinde ABD'nin ve özellikle de eski koloni sahibi Belçika'nın rollerinin büyük olduğu tahmin edilmektedir. 1965 yılında bir darbe ile Joseph Mobutu iktidara gelmiş ve diktatörlük rejimi başlamıştır. 1971 yılında ülkenin ismini Zaire olarak değiştirerek Avrupalıların da desteği ile iktidarını sağlamlaştırmış ve ülkeyi sert bir şekilde yönetmeye başlamıştır. 1990' lı yıllarda Ruanda da başlayan karışıklıkların Kongo' yada yansıması sonucu 1997 yılında isyancıların lideri durumundaki Laurent-Desire Kabila ülkenin yeni lideri olarak başa geçirilmiştir. Kabila da ilk iş olarak ülkenin adını Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak değiştirmiştir. 1998 - 2003 yılları arasında ülkede süregelen bölünmeler sürekli bir iç savaşa neden olmuştur. Bu iç savaş nedeni ile milyonlarca insanın öldüğü veya zor koşullar altında yaşamaya mahkum edildiği görülmüştür. 2003 yılında ise tüm tarafların katılımı ile ülkede geçici bir hükümet kurulmuş ve çatışmalara son verilmiştir. Bu arada 2001 yılında Laurent-Desire Kabila' nın öldürülmesi sonucu yerine oğlu Joseph Kabila geçmiştir. 2006 yılında yapılan genel seçimlerde Joseph Kabila devlet başkanı olarak seçilmiştir.